İşte Paris’e Neden Sofosla Gitmeliyim Sorusunun Cevabı
Çünkü Seine kıyısında verilen kısa bir molada, kahve kokusu ve rüzgârın ritmiyle şehrin temposuna ayak uydurabilir, Paris’in acele etmeyen yüzünü tanıyabilirim.
Çünkü Conciergerie’nin taş duvarlarında Fransız Devrimi’nin izlerini okuyabilir, Sainte-Chapelle’de ışığın vitraylardan süzülüşünü bir an değil bir duygu olarak yaşayabilirim.
Çünkü Montmartre’da turistik kalabalıklardan uzaklaşıp sanatçıların izini süren sokaklarda yürüyebilir; bohem Paris’in hâlâ yaşayan ruhunu fark edebilirim.
Çünkü Orsay Müzesi’ne akşam saatlerinde gidip Monet, Renoir ve Van Gogh’un renkleriyle baş başa kalabilir; sanatı kalabalıksız ve acele etmeden deneyimleyebilirim.
Çünkü 19. yüzyıl pasajlarında yürürken Paris’in gizli yüzünü keşfedebilir, vitrinlerdeki kitaplar, mozaikler ve cam tavanlar arasında zamanın yavaşladığını hissedebilirim.
Çünkü Elisabeth Madzar’ın bakışıyla, bir turistin ulaşamayacağı o gizli Paris’e yaklaşabilir; şehri sadece görmekle kalmayıp belleğinize kazıyabilirim.
24–26 Haziran tarihlerinde gerçekleşecek bu özel Paris yolculuğunda siz de yerinizi alın.



