Adolf Hitler

Adolf Hitler, 20 Nisan 1889 tarihinde Avusturya’nın Braunau am Inn isimli küçük şehrinde dünyaya gelir. Çocukluk ve gençlik yıllarında yaşadıklarının gelecekte yapacağı işlere yadsınamaz bir etkisi vardır. 


 

Ailesini rol model olarak görmediği anlaşılan Hitler’in babası ile yaşadığı fikir ayrılıkları ilkokuldan sonra kendini iyice belli etmeye başlar. Babası onun memur olmasını isterken o bunu kesinlikle kabul etmez. Babasının isteğiyle orta dereceli meslek okulu olan Realschule’ye devam ederken ressam olmaya karar verir ancak bu kararı babası tarafından hoş karşılanmaz ve bu yüzden okula devam eder. 

Bu okulda tarih öğretmeni Dr. Leopold Poetsch’in düşünce hayatını etkilediğini Hitler şu sözlerle aktarıyor. ‘’ O, geçmişten bugün için dersler çıkarmada usta idi. Bizi heyecan içinde bırakan günün davalarını gayet iyi anlatırdı. …’’ ‘’Çoğu zaman, sınıfta düzeni sağlamak için milli hislerimize hitap eder, başka çarelere başvurmazdı. Böyle bir öğretmen, tarihi en çok sevdiğim ders yaptı. Ayrıca beni, genç bir devrimci yaptığı da bir gerçektir.’’ Bu ifadelerden anlaşıldığı üzere milliyetçiliğe dair fikirlerinin temelleri lise yıllarında atılan Hitler, babasının ölümüyle ressam olma hayalinin peşine düşer ve bunun için Viyana’ya gider. Burada karşılaştığı sosyo-ekonomik durum milliyetçilik fikirlerinin pekişmesine sebep olur. 

Aynı yıl Hitler, derslere olan ilgisizliği yüzünden sınıfta kalmak üzeredir, okul idaresi bunun önüne geçmek için Linz’deki Realschule’den ayrılmasını ve Steyr’deki Realschule’ye gitmesini ister. Evden ayrılıp bu şehirde yaşamak zorunda kalan Hitler 1905’ten sonra eğitimine ara verir. 1907 yılında Viyana’ya döner ve ‘‘Güzel Sanatlar Akademisi’’ sınavlarına katılır ancak sunduğu çizim kazanmasına yeterli olmaz. Viyana’da imparatorluğun başkentinde zenginlik ve yoksulluğun uç örneklerini gören Hitler bu durumun nedenlerini sorgulamaya başlar.

Hitler, para kazanmak için çalışmaya başladığı inşaatlarda işçilerin fikirleriyle tanışır ancak bu sosyalist fikirlerle çok fazla ilgilenmez. Sendika yayınları sayesinde tanıştığı marksizm ise hayatında önemli bir dönüm noktası olur. İşçilerin siyasi tercihlerini etkileyen bir güç olduğunun farkına varan Hitler, artık ömrü boyunca mücadele edeceği düşmanı bulmuştur; Yahudiler. Bunun altında yatan neden sendikaların ve sosyalist örgütlerin arkasında Yahudilerin olduğuna inanmasıdır. Geçmiş ve güncel problemlerin tümünü Yahudiler’e bağlayan Hitler Almanyası’nda çalışma kamplarında binlerce Yahudi’nin öldürülmesini Hitler’in Viyana’da gelişen fikirlerinden dolayı olduğunu söyleyebiliriz. 

1913 yılında Viyana’dan Münih’e gelen Hitler, Almanya’nın savaşa girmesiyle I. Dünya Savaşı’nda gönüllü olarak orduya katılır. 1918 yılında kimyasal gaz saldırısında yaralanıncaya kadar savaşır. 1919-1920 yıllarında ihtiyat askeri olarak eğitim programlarına katılan Hitler, ‘Şubat Konuşması’ adıyla bilinen toplantının ardından ordudaki görevini bırakır. Savaştaki başarıları nedeniyle bir askere çok nadir verilen I. ve II. sınıf Demir Haç Nişanı ile ödüllendirilir. 

Ve işte siyasete atılması da tam olarak bu yıllara denk gelir…

Hitler, ordudan ayrıldıktan sonra Alman İşçi Partisi’ndeki siyasi faaliyetlerini devam ettirir. Bu partinin adı 1923’te ‘’Milliyetçi Sosyalist Alman İşçi Partisi’’ anlamına gelen NSDAP olarak değiştirilir. Hitler ‘Birahane Darbesi’ olarak bilinen olay sonucu 9 Ekim 1923 tarihinde tutuklanır ve 5 yıl ceza alır fakat 20 Eylül 1924 tarihinde serbest bırakılır. Ünlü ‘Kavgam’ isimli kitabını hapishanede kaleme alır. 

Alman ırkının üstünlüğünü politika haline getiren NSDAP, Almanya’nın içinde bulunduğu sosyo-ekonomik durumdan faydalanarak yükselir ve izledikleri politika sayesinde partiye işsizler dışında Yahudilerin ekonomik gücünden rahatsız olan iş adamları katılır. Parti 1930 seçimlerinde beklenmedik bir oranla meclisin ikinci büyük partisi olur. 1932 yılındaki seçimlerde de başarıları katlanarak büyüyünce Hitler hükümeti kurmakla görevlendirilir. 1933 seçim sonuçlarına göre ise tek başına hükümet kurma olanağı bulunur. 23 Mart 1933 tarihinde ‘’Halkta ve Almanya’daki Sıkıntının Kaldırılmasına Dair Kanun’’ un kabul edilmesiyle Hitler Almanyası ‘III. Reich’ , Hitler ise ‘Führer’ olarak anılır. 

‘Propaganda Makinesi’ olarak anılan Dr. Joseph Goebbels’in yürüttüğü yoğun propaganda faaliyetleri sayesinde partinin üye sayısı Ocak 1933’te 1,4 milyon iken 1945’te yaklaşık 8,5 milyon olarak kayıtlara geçer. Goebbels bütün iletişim araçlarını en etkili şekilde kullanarak gazete ve propaganda filmleri hazırlar. Bu faaliyetler Almanya’nın işgal edildiği günlerde bile devam eder. Çıkardığı gazetelerden en önemlilerinden birkaçı Völkische Freiheit, Nationalsozialistische Briefe ve Der Angriff’tir. 

 

NSDAP, ürütülen propaganda kampanyaları sayesinde II. Dünya Savaşı sonuna kadar Avrupa’da belirleyici güç olur. 

Hitler, kendi kişisel koruma birliğine de sahipti. SS denilen bu birlikler iktidarın ilk yıllarında sadece Hitler’in güvenliğinden sorumluyken zamanla II. Dünya Savaşı’nın çeşitli cephelerinde savaşırlar. Bu birliklerin Hitler tarafından yönetildiği öne sürülerek gençlerin orduya katılımı özendirilir.

Zamanın koşullarını değerlendirip hızlı yükselen Hitler ve yönetimi için II. Dünya Savaşı hüsranla sonuçlanır. Bu yenilgiyle ‘’Büyük Almanya İdeali’’ gerçekleşemez ve başta Adolf Hitler olmak üzere NSDAP yöneticileri intihar eder. 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir