Dünyanın En Etkileyici 5 Antik Şehri
Bazı şehirler terk edilir.
Bazıları unutulur.
Bazıları ise binlerce yıl geçse de ayakta kalır.
Taşlar yıkılsa bile planları okunur, sütunlar devrilse bile hikâyeleri sürer. İşte hâlâ ziyaret edilebilen, insanlık tarihinin en etkileyici beş antik şehri.
1️⃣ Petra – Ürdün
MÖ 4. yüzyılda Nebatiler tarafından kurulan Petra, kayalara oyulmuş anıtsal yapılarıyla bilinir. En ikonik yapısı El-Hazne, kumtaşı kayalıkların içine işlenmiştir. Antik ticaret yollarının kesişiminde yer alan şehir, su mühendisliği sistemiyle döneminin en gelişmiş yerleşimlerinden biriydi. 1985’ten beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde olan bu ihtişamlı antik kente SOFOS olarak birçok kez gittik! Bizim için çok değerli bir keşifti.
2️⃣ Machu Picchu – Peru
3️⃣ Pompeii – İtalya
MS 79 yılında Vezüv Yanardağı’nın patlamasıyla kül altında kalan Pompeii, Roma İmparatorluğu’nun gündelik yaşamını en net biçimde gösteren arkeolojik alanlardan biridir. Evler, freskler, forum alanı ve hatta fırınlar hâlâ görülebilir durumdadır.
1997’den beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde olan Pompeii Antik Kenti kesinlikle görülmesi gereken yerler arasında yer alıyor!
4️⃣ Efes – Türkiye
Günümüzde İzmir sınırları içerisinde yer alan ve Klasik Yunan döneminde İyonya’nın en önemli şehirlerinden biri olan Efes’in tarihi MÖ 10. yüzyıla kadar uzanır. Roma döneminde yaklaşık 250.000 nüfusuyla Akdeniz’in en büyük kentlerinden biri olan antik kentte Celsus Kütüphanesi ve Büyük Tiyatro bugün hâlâ ayaktadır. 2015’ten beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki bu büyüleyici yapıyı ziyaret etmek ise özellikle Türkiye’de yaşayanlar için çok kolay:)
5️⃣ Angkor Wat – Kamboçya
12. yüzyılda Khmer İmparatorluğu tarafından inşa edilen Angkor Wat, dünyanın en büyük dini yapılarından biridir. Başlangıçta Hindu tapınağı olarak inşa edilse de daha sonra Budist Tapınağı’na dönüştürülmüştür. Devasa tapınak kompleksi, detaylı kabartmaları ve simetrik planıyla dikkat çeker.1992’den beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde olan bu olağanüstü yapıyı SOFOS dostları ile şubat ayında ziyaret edip Angkor Wat’ın arkasından yükselen güneşin doğuşunu izleme şansı bulduk!
Bu şehirlerin ortak noktası sadece eski olmaları değil.
Planlı, mühendislik bilgisi yüksek ve estetik anlayışı güçlü medeniyetlerin ürünü olmaları.
Bugün bu antik kentlerde yürürken yalnızca kalıntıları değil, bir zamanlar orada yaşanmış hayatın izlerini görürüz. Bir tiyatronun basamaklarında oturmak, bir tapınağın gölgesinde durmak ya da taş bir caddede yürümek…
Tarih bazen bir müzede değil, açık havada, güneşin altında okunur.
Ve bazı şehirler gerçekten asla kaybolmaz. ✨









